İzlanda’nın en eski yerleşim yeri olan Húsavík, Þingeyjarısla belediyesinin en büyük şehri ve çevresi için hizmet merkezi olan bir destinasyondur. Húsavík’te müze evleri başta olmak üzere, bölgeyi gezmeye gelenler kültür merkezlerini aradıklarında, Güney Þingeyjarsla İlçe Müzesi’nin bir bölümünü, bir deniz müzesini, doğal tarih müzesini, halk müzesini, ilçe arşivlerini, fotoğraf arşivlerini ve bir sanat galerisini bulacaklardır. Ve elbette, Húsavik’in Balina Müzesi’ne de ev sahipliği yaptığını unutmamalıyız. Kasabanın içinde ve çevresinde kültür hayatı gelişiyor, İzlanda’daki en iyi amatör tiyatro grupları arasında yer alan aktif ve hevesli tiyatro topluluğu her hafta ve ay bir etkinlik düzenliyor. Ayrıca, müzik alanında aktif bir rol oynayan çok sayıda koro ve enstrüman grubu olduğu için Húsavík, hem ülke içinden hem de diğer yerlerden gelen müzisyenler tarafından çok çeşitli konserlerle hem sakinlere hem de ziyaretçilere unutulmaz zamanlar yaşatıyor. Húsavík’te seçim yapabileceğiniz birkaç balina izleme şirketi var ve bu harika yaratıkların peşinde okyanus dalgalarına doğru yelken açmak, hiç kimsenin kaçırmaması gereken bir deneyim ve kesinlikle unutulmayacak bir aktivitedir. Diğer ilgi çekici yerler arasında güzel bir botanik bahçesi, bir kamp alanı, bir golf sahası ve tüm yeteneklere uygun birçok keyifli yürüyüş bulunmaktadır. Bölge ayrıca şelaleri, volkanik arazileri ve buzul yerleri ile de yıl boyunca binlerce turist çekmektedir.

Aldeyjarfoss Şelaleleri

Sadece yirmi metre yüksekliğindeki ve ulaşılması zor bir yerde bulunan Aldeyjarfoss Şelalesi, simetrik özelliklere ve jeolojik olarak ilginç çevrelere sahiptir. Geniş bir havzaya uzanan dar bir geçitten akan konstrüksiyona sahip siyah bazalt sütunlar, fışkıran beyaz köpüğe karşı tam bir tezat oluşturuyor ve bu da İzlanda’nın fotografik mücevherlerinden biri olarak göze çarpıyor. Aldeyjarfoss, Skjálfandafljót Nehri’nin Vatnajokull buz kapağından Skjálfandi Körfezi’ne giden rotasındaki en etkileyici şelalelerden biridir. Diğerleri arasında Ingvararfoss, Hrafnabjargafoss, Barnafoss ve en ünlü Goðafoss bulunur. Buradaki arazi, yaklaşık 9500 yıl önce, patlamalar sonucu oluşan, Suğurárhraun isimli bir apalhraun lav alanıdır. İzlandaca’da hraun, lav anlamına gelir. Bazaltik lav akıntıları için resmi İngilizce terimler Hawaii’den alınmıştır.

Arctic Henge

İzlanda’daki en uzak ve en kuzeydeki köylerden biri olan Raufarhöfn’de yer alan Arctic Henge (Heimskautsgerðið), adanın Pagan inanışına sahip olan yerlileri için, Ásatrú’nun yeni inşa edilmiş bir anıtıdır. Eski selefi Stonehenge’e benzer şekilde, Arctic Henge güneş ışınlarını yakalamayı, hassas yerlerde gölgeler oluşturmayı ve hizalı ağ geçitleri arasındaki ışığı yakalamayı amaçlayan devasa bir güneş saati gibidir. 1996 yılında, bir dizi daire ve yığılmış bazalt sütunları eski İskandinav mitolojisine dayanan karmaşık bir sisteme göre yerleştirilir. Kolbeinn Þorleifsson isimli bir papazın fikirlerini kullanarak (cücelerin Edda’daki mevsimlere denk geldiğine inanan), her biri farklı bir cüce ismini temsil eden 72 taş vardır. Húsavík’e yaklaşık 130 km uzaklıkta yer alır ve oraya giden yolların kondisyonu oldukça iyidir. Bu yüzden 1.5 saatlik bir yolculuk sonucunda Arctic Henge’e ulaşabilmek mümkün.

Ásbyrgi Kanyonu

Devasa bir büyüklükte ve at nalı şeklinde bir kaya oluşumu olan Ásbyrgi, Jokulsa Kanyonu’nun kuzey girişinin 35 km uzağında yer alan bir doğa harikasıdır. İçinde Hljoðaklettar ve Dettifoss gibi jeolojik harikalar ile Jokulsa Kanyonu, ülkenin en beğenilen yürüyüş yerlerinden birini oluşturuyor. Ásbyrgi’nin içinde 30 dakikadan 7 saate kadar yürüyüş parkurları var. Kanyon zemini boyunca yürüyebilir ve bataklıklı bazalt kayalarının keyfini çıkarabilirsiniz. En maceracı yollar, bir dizi ip üzerinde uçurum pasajlarını tırmanmakla katedebileceklerinizdir. Burası oldukça gizemli bir yerdir, ama bu kanyonun binlerce yıl önce Vatnajökull buz kapağının altında bir volkanın patlaması sonucu meydana gelen devasa buzul taşkınlarının sonucu olduğunu iddia edilmektedir.

Botnsvatn Gölü

Húsavík Dağı’nın renkli yamaçlarının derinliklerinde, uygarlıktan uzak bir mesafede, Botnsvatn Gölü ziyaret etmek için özellikle sakin ve huzurlu bir yerdir. Ziyaret edilecek yılın en iyi zamanları genellikle yaz ve sonbahar olarak kabul edilir. Ancak, ilkbaharda hala donmuş halde olsa bile, buzun geniş ve el değmemiş düzlüğü, sadece abartılı alan duygusu ve sunduğu dramatik, kutupsal manzara için bile ziyaret edilebilir. Çevre etrafında yürüyüş yapmak ya da koşmak gölü izlemek için harika bir yoldur. 5 km mesafeden oluşa bu yolu yaklaşık 1 saatte yürüyebilirsiniz. Húsavík’ten göle 2.7 km’lik bir yol katetmeniz gerekecektir. Oraya ulaşmak için ana yoldan çıkıp, dümdüz devam etmeniz yeterli olacaktır. Rahatlamak isteyenler için, su kenarında piknik yapmak keyiflidir. Gölde balık tutmaya gitmek isterseniz herhangi bir mecradan izin almak zorunda olmadığınızı söyleyebiliriz.

Dettifoss Şelalesi

Her iki yanda da kemik kırıntıları olan dikenli damlalara sahip, uçsuz bucaksız kayalık ortamlarda, bu tür doğal olmayan yerler  için daha uygun bir zemini bulmak oldukça zordur. Diamond Circle’ın uc kısmında, asla unutamayacağınız, gerçekten göz ardı edilemez bir mücevher. Resmi olarak Avrupa’nın en güçlü şelalesi ünvanını elinde tutan 96,500 galonluk su her saniyede aşağıya dökülmektedir. Bu güçlü akım sonucunda oluşan sudan gelen sis birkaç km uzaktan bile görülebilir. Dertifoss, 100 metre genişliğindeki bir uçurumun altından geçerek, aşağıda bulunan sarp kıyılara 45 metre kadar düşmektedir. Fotoğraf meraklısı iseniz ve bu şelalenin fotoğrafını çekmek isterseniz, Antalya’daki Düden’in tam 3 katı büyüklüğü göz önünde bulundurarak perspektifinizi ayarlamalısınız.

Dimmuborgir Lava Oluşumları

Basit bir şekilde ‘’karanlık kaleler’’ anlamı taşıyan Dimmuborgir kelimesini tercüme ederseniz, size içinde yatan karışık formlar hakkında sadece az bir bilgi elde edebilirsiniz. Pıhtılaşmış kayaların bükülmüş kuleleri, yeryüzünün yüzeyini bozarak devasa sütunlar, bacalar ve tüplerle dolu bir lav alanı oluşturmuştur. Bu dramatik yapılar hiçbir zaman etkilenmez ve İzlanda’nın en popüler turistik yerlerinden biridir. Tam anlamıyla Mývatn Gölü’nün jeolojik pastasından oluşan buz gibi, bu kaya oluşumları tamamen benzersiz birer doğa ürünüdür. Dünyadaki tek ve diğer örneği, Meksika kıyılarındaki denizin altında olduğu bilinen toprak kütleleridir. Bir gölün üzerinde oluşan lav rezervuarının kalıntıları olduğu düşünülmektedir. Lavlar soğumaya başladığında, rezervuar serbest kalmış ve bugün gördüğünüz sadece tuhaf şekilli kalıntıları oluşturmuştur. Dimmuborgir’de 10 dakikadan 1 saate kadar sürebilecek olan çeşitli yürüyüş yolları vardır. Daha büyük yollar sizi en heyecan verici kaya oluşumlarından birine götürmektedir. Buradan, çorak görünümlü Hverfjall volkanik kraterinin tepesine uzanan daha uzun bir yürüyüş yolu da vardır. Gölün doğu tarafına doğru ilerlerken, bu mesafeyi görebiliyorsunuz.

Deprem Merkezi

Kópasker’deki Deprem Merkezinde, dünyanın farklı bölgelerinde olağan dışı coğrafya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olacak şekilde, dünya genelinde sismik faaliyetlere ilişkin enstalasyonları ve fotoğrafları bulabilirsiniz. Özellikle, 70’lerde ve 80’lerdeki tektonik faaliyetleree vurgu yapılmıştır. Bu sadece Kópasker’deki bir depremle değil, aynı zamanda Mývatn Gölü’ndeki volkanik patlamalar ile ilgilenen bir oluşumdur. 1976’da Kópasker sahilinde 12 km’lik bir deprem meydana gelmiştir. Okyanusta tuhaf bir kabarcıklanma rapor edilmiş, ama şükür ki, Richter ölçeğine göre 6.3 olmasına rağmen, bir tsunamiye neden olmamıştır. Ancak deprem köyde büyük çaplı hasarlara neden olmuş ve yakındaki arazinin bir kısmında iki adet göl oluşturmuştur. Deprem Merkezine ek olarak, Kópasker’a gitmek için bir başka sebep de korkulukları görmektir. Yerel bir kadın, köye yaklaşırken sizi karşılayan yüzlerce ilginç görünümlü korkuluk yapmıştır. Bu biraz ürkütücü gelebilir, ama hayatın her kesiminden oldukça hoş ve bir o kadar da korkunç yüzler görebilirsiniz.

Eider Şelaleleri

Eider Şelaleleri, Húsavík’e en yakın şelalelerden biridir. İzlanda’da Æğafossar olarak bilinen (ay-ta-fos-ar olarak telaffuz edilir) Laxá Nehri’nde yaklaşık 10 kilometre güneybatısında yer alır. Laxá, Mývatn Gölü’nden Skjálfandi Körfezi’ne kadar ülkenin en büyük kahverengi alabalığına sahip olmasıyla birlikte son derece zengin bir balıkçı nehridir. Húsavík’ten güneyde, Laxamýri çiftliğine doğru ilk dönüş yolundan hemen önce sağa dönerek ulaşabilirsiniz. Toplamda, şelale Húsavík’ten yaklaşık 10 km veya arabayla 15 dakika uzaklıktadır. Aracınızın pist için uygun olmadığını düşünüyorsanız, yoldan yürümek yaklaşık 2 km veya 20 dakika yürüme mesafesindedir.

Keşif Müzesi

Keşif Müzesi, eski keşifçilerden uzay keşfine kadar insanlık tarihine ışık tutmuş herşeye göz atmanızı sağlayan bir yerdir. Müze, Kuzey İzlanda’daki Húsavík’in merkezinde, Kuzey Kutup Dairesi’ne 30 km uzaklıkta yer almaktadır. Ana sergi salonu 1965 ve 1967 yıllarında Húsavík yakınlarındaki Apollo Astronot Eğitiminin fotoğraflarını barındırmakta ve eserlerinden oluşmaktadır. Uzay ve tarih meraklısı iseniz, burası tam size göre bir yer diyebiliriz.

Flatey Adası

Flatey, Skjálfandi Körfezi’nin kenarında terk edilmiş bir ada yerleşimidir. Düz bir şekilde yayılan, bir kara kütlesinin bu göze çarpan bölgesi kuş faunası açısından zengindir, 30’dan fazla farklı kuş türünü burada görebiliyorsunuz. West Fjords’taki Flatey Island ile karıştırılmamak için, adından da anlaşılacağı gibi, Düz Ada anlamına gelir. Yaklaşık olarak, adadaki en yüksek nokta deniz seviyesinden sadece 20 metre yukarıdadır. Yükseklik açısından övünülecek pek birşeye sahip olmasa da, 2.5km uzunluğunda ve 1.7km genişliğinde, İzlanda kıyılarında 5. büyük ada olarak kayıtlara geçmiştir. Húsavík’te yaşayan pek çok kişi, 1968’den Flatey’deki evlerinde ikamet etmemektedirler. Bir kilise, bir okul binası ve bir deniz feneri ile canlı bir köy havası vardır. 100 kadar insan, tipik bir İzlanda yerleşkesinde çiftçilik ve balık tutma yoluyla varlığını sürdürmektedir.

Goðafoss – Tanrı Şelaleleri

Dettifoss’un “Canavarı” na (İzlanda mitolojisinde) karşılık bir yerel tarafından “Güzellik” olarak lanse edilen Goðafoss adı, Tanrıların Şelalesi olarak kabaca tercüme edilebilir. Her mevsimde, özellikle baharın sonlarına doğru etkileyici bir yerdir ve eğer hala buzdağlarını yan yana görebileceğiniz bir zaman olan kış sonlarına doğru gitmiş iseniz, ziyaret etmek için özellikle başka bir yer haline geliyor. 999 yılında, Þorgeir adındaki kutsal bir adam, Hristiyanlığı İzlanda’nın resmi dinini yapmıştır. Bu olayı ölümsüzleştirmek için, burada suya bazı Pagan heykellerinin adını mırıldanmış ve Goðafoss’u İzlanda’daki dönüşümün ünlü simgesel yeri haline getirmiştir. Ziyaretiniz sırasında bir molaya ihtiyacınız olursa, Fosshóll adında küçük bir sarı restoran ve misafirhane şelalelerin hemen yanında bulunmaktadır. Şelalelerin manzarasına sahip olan odalar, müşterilere ücretsiz Wi-Fi erişimi sağlamaktadır. Ulaşmak için Húsavík’ten, güneye doğru ilerlediğinizde çevre yoluna varıyorsunuz. Goðafoss, kavşağa sadece 5 dakikalık mesafededir. Doğu yakası, fotoğrafçılara, nehir tabanına giden yollara ve Goğafoss’un küçük kardeşi Geitafoss’un iyi bir manzarasını sunuyor. Batı tarafında şelalelerin eşiğine ulaşabilirsin, fakat park tesisleri nedeniyle, bu taraf yoğun zamanlarda biraz zorlayıcı olabilir.

Húsavík Kilisesi

Şehre belirgin bir ilginç his veren Húsavik’in en önemli yerlerinden biri de kilisedir. Yirmi altı metre yükseklikte duran yapı, yorgun bir günün ardından balıkçıların evlerine döndüğü limana bakmaktadır. Devlet mimarı Rognvaldur Olafsson tarafından tasarlanan 1907 yılında inşa edilen bina planı bir haç şeklindedir ve Norveç’ten ithal edilen ahşap malzemeler kullanılarak inşa edilmiştir. Kilise turist sezonu boyunca çoğu gün açıktır ve giriş ücretsizdir. İçeri girmek için sadece kapıyı açıp adım atmanız yeterli olacaktır. Oradayken, sunağa yakından bakımanızı tavsiye ederiz. Lazarus’un resminde tasvir edilen figürler, sanatçı için model haline gelmiş Húsavik kasaba halkına kadar dayanıyor. Bazıları görünüşte biraz hoşnutsuz gibi duruyorlar, ancak genelinde bir mutluluk söz konusu diyebiliriz.  İçinde hediyelik eşya mağazası da ücretsiz wi-fi ve küçük bir oturma alanı sunan Húsavík Kilisesi, turist bilgi merkezi için temel bir alandır. Sezonda geliyorsanız, dolaşan garip yaşlı beyefendiler görürseniz şaşırmamalısınız. Yaz tatillerini Húsavik’in güneyindeki golf sahasında geçirdikten sonra, yerel nüfusun bir kısmı kış ayları boyunca balina müzesine doğru gider, bolca kahve içip kuru ve sıcak kalmak için buraya gelirler.

Kaðlín El Sanatları

Húsavík’in geleneksel İzlanda el sanatlarını görmek için bir numaralı adresi olan Kaðlín, konaklamanız süresince hediyeler satın almak için harika bir yerdir. Ev yapımı güzellikler ile yerden tavana, sadece hediyeler için değil, aynı zamanda burada bulunurken dahi zevk almak için güzel bir mekandır. Eğer kış ise, İzlanda malı bir bot ve çorap satın almak, gardırobunuza gerekli bir katkı olabilir. Ya da yerel ürünleri tatmak istiyorsanız, yerel bitki ve meyveleri kullanarak yapılan ev yapımı reçeller ve çaylar harika bir seçim olacaktır. Ama belki de pek çok kişi için öne çıkanlar ve bunu diğer İzlandalı zanaat dükkanlarından biraz farklı kılan şey, satın alabileceğiniz şeyler arasında bulunan kemiklerin ve kafataslarının bulunduğu bir kutudur.

Krafla Caldera

Krafla Caldera, Avrasya ve Amerikan tektonik plakalarının kenarında yer alan, 10 km uzunluğunda, 2 km derinliğinde, kazan benzeri jeolojik bir özelliktir. Çökmüş, ancak hala aktif bir volkanik alanda,  en sonu 1970’lerdeki Krafla Yangınları olan toplamda 29 patlama olmuştur. Turistler için Krafla bölgesinde üç önemli nokta var. Leirbotn (jeotermal elektrik santrali), Víti Maar (opak, yeşil bir göle sahip volkanik bir krater) ve Leirhnjúkur (buharlı sülfürik arazi ve çok renkli lav alanı manzaraları). Buralardaki manzaralar, fotoğrafçılar için çok uygun özellikler barındırmaktadır.

Leirhnjúkur Lava Alanları

Buharlı sülfürik arazi ve sarp yamaçlı lav alanı manzaraları ile bu yer, Mügev bölgesinin mutlaka görülmesi gereken destinasyonlarından biridir. Bölgenin kenarına ulaşmak için 20 dakika yürüyebilirsiniz ya da zamanınız varsa, alanın geri kalan kısmını bir ya da iki kez geçerek keşfedebilirsiniz. Tam bir renk yelpazesi magmanın içinde, kükürt ve riyolitin yanık toprak renklerinin yanında yosun ve liken yeşillikleri yaşamlarını sürdürmektedir. Tuhaf dokusal oluşumlar, kalderanın geniş manzaraları ve yakındaki Mıvatn bölgesi il, aktif bir volkanik alanda yürümeye yönelik büyülü ve muhteşem bir fırsattır. Sadece soluk renkli killere basmamaya dikkat edin, ayakkabınızın tabanlarını eritebilir. Daha büyük bir yürüyüş alanı arayanlar için, Reykjahlið’den Leirhnjúkur’a ve daha da ileriye bilgi merkezinden gerekli informasyonları alarak 3-4 saat kadar yürüyebilirsiniz.

Krafla Elektrik İstasyonu

Canlı mavi sıcak akarsular, tuhaf bilimkurgu mimarisi ve jeotermal elektrik santralinin fotojenik tüyleri, Krafla’ya neredeyse volkanlar kadar egzotik bir yaklaşım getiren özelliklerdir. 2000 metre derinliğindeki sondaj kuyularında, çevredeki bölgenin birçoğunda jeotermal enerji üretilmekte ve bu da, yol boyunca bir çeşit ağ geçidi oluşturan muazzam borularla pompalanmaktadır. Birçok insan burada durup bir fotoğraf çektirir, ancak çoğu, daha yakından bakmak için içeriye girebileceğiniz bir ziyaretçi merkezinin de farkında değildir. Bu konuyla ilgileniyorsanız, yalnızca yaz aylarında öğleden sonraları açık olduğu için doğru zamanda geldiğinize emin olmalısınız.

Víti Crater

Víti Maar (Cehennem Kralı) 1724 yılında bir patlama meydana gelmesi ile oluşan volkanik bir kraterdir. Kraterin opak renkteki yeşil gölü ve kolayca erişilebilen yolu, Mývatn Gölü çevresindeki devre üzerindeki fotografik noktalardan birini oluşturmaktadır. Yürüyüş yapmak isteyenler için kenarda 30 dakikalık bir yol var ve kaplıcaya çıkmaktadır. Çocuklarla gelmiş iseniz dikkatli olmalısınız ya da yağmurlu bir günse, yamaçlar dik ve yol kaygan olabilir. Bu konulara dikkat etmeniz gerektiğini vurgulayarak, bu kraterin kesinlikle görülmeye değer bir yer olduğunu söyleyebiliriz.

Mývatn Gölü

Issız kraterlerden, kabarcıklı çamur havuzlarına ve jeotermal mağaralara kadar, Mývatn Gölü çevresindeki alan, İzlanda’nın sunduğu tüm doğal harikaların bir mikrokozmosu gibi bir destinasyondur. Nadir kuş türlerini barındırmaktadır ve Kuzey’indeki Mavi Lagün, manzaranın keyfini ikiye katlamak için harika bir yerdir. Her iki tarafında da, Avrupa’nın en güçlü şelalesi olan Dettifoss gibi etkileyici şelaleler bulunmaktadır. Ama nereye giderseniz gidin, gölün tadını çıkarmak için zaman ayırmalısınız. Bir yanda boğumlu lav alanları, diğer tarafta yemyeşil çayırlar, keşfedilmesi gereken çok çeşitli yerlerde zaman geçirmek için güzel bir alandır.

Hveraströnd Sülfür Kaynakları

Keskin sarı bir toprak ve köpüren çamurdan zemini eriten sülfürik aside sahip ve adeta bir ay gibi görünen Hveraströnd Sülfür Kaynakları, bölgeyi ziyaret etmek isteyen turistler için en popüler yerlerden biridir. Námafjall’ın (Mine Dağı) dibinde yer alan ve Námaskarğ (Mayın Geçidi) üzerinden erişilebilen, ancak Hverir (Kaplıcalar) veya Hveraströnd (Kaplıca Kaplıcaları) adı verilen çeşitli isimlerle anılmıştır. Doğanın ve dünyanın gücünü görmek isteyen ve volkan meraklıları için oldukça önemli bir ziyaret noktasıdır.

 Mıvatn Doğa Hamamları

Gölden yokuş yukarı kısa bir mesafede yer alan Mavi Lagun, Mıvatn Doğa Hamamları’nın Kuzey’deki versiyonudur. Lav alanlarını gezdikten sonra ağrıyan bacaklarınızı rahatlatmak için harika bir yer olan hamamlar, İzlanda’nın en iyi jeotermal havuzlarından birisidir. Güneyde büyük kardeşi olduğundan çok daha iyi, Mîvatn Doğa Hamamları daha az turistik bir yermiş gibi olsa da, istediğiniz her türlü içeceği yanınıza almanıza izin veriyor ve göldeki dağın muhteşem manzaralarına sahip bir alanda yer alıyor.

Jeotermal Mağaralar

Grjótagjá ve Stóragjá adında iki tane farklı mağaradan oluşmaktadır. Bazı kişiler tarafından vahşi doğada kullanılan jeotermal mağaralar olarak adlandırılmıştır. Kendinizi içine daldırmayı tercih ederseniz, suyun yakıcı olmadığından ve yukardaki dikitlerin kafanıza düşmeyeceğinden emin olmalısınız. Mívatn Doğa Hamamları’nın önünde yer alan bir yoldan Grjótagjá’ya gidebilirken, Stóragjá’ya süpermarket yakınındaki bir yoldan ulaşılabilir. Buradaki jeotermal mağaralar, ünlü dizi Game Of Thrones’un bazı bölümlerin de dahi ekranlara yansımıştır.

Márárbakki Halk Müzesi

Húsavik’in kuzeyine yirmi beş kilometre uzaklıkta, siyah ve beyaz çim evlerinin bulunduğu yerde, geçmiş İzlanda döneminin kalıntılarını sergileyen bir halk müzesi yer almaktadır. 20. yüzyılda, bu türden diğer müzelere nazaran biraz daha fazla odaklanmanızı tavsiye ederiz. Kapıdaki sayızı ahşap oymacılığını geçtikten sonra, şekerleme sarmalayıcıları, porselen köpekler ve parlak renkli İzlanda halk sanatlarından oluşan çeşitli diziler görebilirsiniz. Müze aynı zamanda Kuzey Işıkları Araştırma Merkezi görevi de görmektedir.

Rauðanes Noktası

Rauðanes, ilistilfjörður’un batısındaki  bir girişin ucundaki sıra dışı kaya oluşumları dizisidir. Çökmüş mağaralar, volkanik kemerler ve çeşitli kuş yaşamı içeren özel bir sahil şeridi, bu alanı özel kılan etkenlerden sadece bir kaçıdır. Burada doğal olaylar sonucu oluşmuş pek çok garip oluşum görebilirsiniz. Bunlardan biri, denizin içinden yükselen ve adeta vahşi bir hayvanın keskin dişlerine benzeyen taş çıkıntılarıdır. Eğer mağaralara tırmanırsanız, duvarları yakından inceleyin, çünkü bunlardan biri, yıllar önce burada bulunan denizciler tarafından duvara kazınmıştır. Bir otopark ve 7 km uzunluğundaki bir yürüyüş yolunda bilgi içeren bir harita bulacağınız Vellir çiftliğine de gidebilirsiniz. Buraya ulaşmak için gidebileceğiniz bir yol da bulunmakta, ancak bu yol sadece dört çeker araçlar için uygundur.

Skjálfandi Körfezi

Shaky Bay (ya da İzlandaca Skjálfandi Flói), İzlanda’nın kuzey kıyısında, yaban hayatı ve özellikle balinaları ile dünya çapında bilinen büyük bir koydur. Yerel sismik faaliyet nedeniyle orijinal olarak Shaky Körfezi adı verildiği düşünülürse, eğer Húsavík’te kalıyorsanız, gece garip titremeyi hissedecek kadar şanslı olabilirsiniz, ancak 100 yıldan fazla bir süredir burada gerçek bir deprem olmamıştır. Sığınak yeri olarak kullanılmış olan Shaky Bay, liman kenti Húsavík ile birlikte, çoğu zaman, Avrupa’da en iyi balina izleme yerlerinden biri olarak kabul edilir ve yerel tekne şirketleri, yaz aylarında düzenledikleri tekne turlarında manzaraları görme fırsatı sunmaktadır. Shaky Körfezi’ndeki balinaları İzlanda’daki diğer yerlerden daha fazla görme şansınız var, ancak sadece ziyaret etmek için bu kadar çekici bir yer yapan balinalar değil, hem denizde hem de karada pek çok ilgi çekici unsur da yer almaktadır. Denizde, balinaları sürülerine taşıyan zengin eko-sistem, aynı zamanda deniz avcılığı yapmak isteyenler için bol miktarda yem sağlamaktadır. Yürüyüşçüler, muhteşem bir yer olan Flateyjardalur Vadisi’ni geçmek için körfezden geçen tekneye binebilir. Ornitologlar adaların birini ziyaret etmek için bir tur atabilirler. Lundey’in Puffins’i ya da Flatey’deki kuş gözlemciliği için özel gezilere katılınılabilinir. Karada, güneye doğru sahil yürüyüşü yaparken, Kinnarfjöll dağlarından veya limandan çarpıcı manzaralar görebilirsiniz. Balina gözlemciliği yapan şirketlerin kullandığı eski taşıtlar, şehre benzersiz bir antika hissi yaşatmaktadır.

Sigurgeir Kuş Müzesi

Kuş Müzesi , Avrupa’daki tek Barrow Goldeneye, Harlequin Duck ve diğer birçok nadir su kuşlarının üreme kolonileri ve kuş meraklıları için ünlü bir yerdir. Bu nedenle, bir kuş müzesi için mükemmel binası ve 330 doldurulmuş örnek kuş gövdesi, geniş bir yumurta koleksiyonu, bir büyük kuş kafesi ve daha fazlası ile, Sigurgeir Kuş Müzesi sizleri ziyaret ettiğinize pişman etmeyecek özellikler barındırmaktadır. Geleneksel İzlandalı çim evlerine benzer kabul edilir ve aynı zamanda eşsiz mimarisi ile ünlüdür. İzlanda’nın en saygın mimarlarından biri tarafından tasarlanan girişte, gölün altındaki balıkları seyredebileceğiniz bir cam zemin bulunmaktadır. Dışarıda, bir teleskop vardır ve yerlileri görmek için iyi bir izleme fırsatı yaratmaktadır. İçinde, son gözlemleri detaylandıran bir seyir defteri, canlı kuşları gösteren bir kamera ve elbette, merakınızı gidermek için hazır bir dizi kuş kimlik kitabı var.

Tungulending Limanı

Tungulending, Húsavik’in kuzeyine kısa bir mesafede, İzlanda’nın tek fosil plajlarından biridir. Küçük bir beton iskelesi ve batık bir tekne ile eski, ıssız bir balık fabrikasının yanında yer alan, ziyaret edebileceğiniz pitoresk bir yer olan Skjalfandi Körfezi’nin mükemmel manzarasını sunan, nispeten yeni ancak fosillerin bulunduğu bir toprak parçası olarak dikkat çekmektedir. İzlanda’da gezmek bir çok turist için zor olabilir ancak Tungulending, istisnalardan biri olmayı hakeden özellikler taşımaktadır. Fosilleşmiş gastropodların ve çift kabukluların tabakaları burada kaya katmanlarında yaşamakta ve yaklaştıkça sahile doğru gitmeye başlamaktadırlar. Ayrıca fosilleşmiş ağaç, kemikler ve birkaç yıl önce burada yaşamış bir balina kafatası da görebileceğiniz nesneler arasındadır. Nadir bir unsur kabul edilen fosiller İzlanda yasalarına göre korunmaktadır. Onlara bakabilir ancak dokunamazsınız.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here